Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın, Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın, Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

Vatanımızın kalbinin attığı, Cumhuriyetimizin önsözü olan, Çanakkale; gönül coğrafyamızın destanlar anıtıdır. İstiklâlin başkenti, medeniyetimizin bayraklaştığı yerdir. Mehmet Âkif’in doğup büyüdüğü bu topraklar, 18 Mart destanı ile Âkif’e ilham olmuş, İstiklâl Marşımıza “KORKMA!  ile başlayan kelimesiyle de ruh vermiştir.

Seyit Onbaşılar, Bigalı Mehmet Çavuşlar, Yemen’den, Filistin’den, Bağdat’tan, Bosna’dan, Şam’dan ve Osmanlı topraklarından, tüm vilayetlerden gelen on beşlilerin, önce yüreklerinde yazdığı, sonra tarihe altın harflerle kazıdığı, capcanlı yaşayan, öteler ötesi bir destandır; Çanakkale Zaferi.

Bağımsızlığımızı savunmak, vatan topraklarımızı korumak için Çanakkale’de canlarını vatan için feda eden binlerin, tarihe sığmayacak kadar büyük ve şanlı kahramanlığıdır.

Topraklarımızı işgal etmek, kutsallarımızı yok etmek, bir medeniyeti yeryüzünden silmek için neredeyse dünyanın yarısından fazlasının iş birliği yaptığı, en vahşi, en acımasız ordulara, düşmanlara karşı milletimiz tek yürek karşı koydu. Başarılarından emin olan işgalcilerin hesaba katmadıkları “kaderin üstünde bir kader” ve “Ülkesi için gözünü kırpmadan ölüme koşan vatan evlatları”nın olmasıydı. İstiklâline, vatanına, bayrağına tüm benliği ile canı pahasına sahip çıkan milletimiz hem tüm senaryoları ve işgali bertaraf etti hem de bugün 15 Temmuz’da bir daha gördüğümüz tüm asırlara hükmedecek adı “Çanakkale Ruhu” olan bir diriliş ruhu inşa etti. Bu ruh ebediyen var olacaktır.

Çanakkale Zaferi, bir milletin bütün yokluk ve imkânsızlıklara rağmen vatan, bayrak ve istiklâl aşkı ile yüksek bir ruh, inanç ve ahlâkla vatan topraklarını nasıl canı pahasına işgalcilere karşı koruduğunu göstermesi açısından insanlık tarihinde çok özel bir yere sahiptir.

Milletimizin inancından, ruhundan ve vatan mücadelesinden doğan Çanakkale Zaferi; yalnız tarihe değil milletimizin gönlüne de kazınmıştır. Bu, sadece tarihe altın harflerle yazılmış bir destan değil Malazgirt’ten, İstanbul’un Fethi’nden ve nice kahramanlıklardan, zaferlerden sonra Anadolu’nun Türk Yurdu olduğunun, istiklâl ve istikbalimizin de tapu senedidir.

Çanakkale Zaferi’ni sadece geçmişimize ait bir başarı, geçmişe ait bir zafer değil bugün güçlü bir şekilde sürdürmekte olduğumuz medeniyet yürüyüşümüzün de en önemli ilham kaynaklarından biridir.

Bu duygu ve düşüncelerle 18 Mart Şehitler Günü ve Çanakkale Zaferi’nin 104. Yıldönümünde; başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, ebediyete intikal eden kahramanlarımızı ve vatanını canından aziz bilen tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle ve minnetle anıyorum.

Ruhları şâd, mekanları cennet olsun.

Bir Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir